İnsan, hayatın içinde çoğu zaman dengeyi kaybeden bir varlıktır. Bazen dünya işlerine fazlaca dalar, bazen de kendini tamamen geri çeker. Oysa İslam, insana ne tamamen dünyadan kopmasını ne de sadece dünyaya bağlanmasını öğütler. İslam’ın özü, dengeyi bulmak ve bu dengeyi koruyarak yaşamaktır.
Kur’an-ı Kerim’de insanın aşırılıktan uzak durması gerektiği birçok ayette ifade edilir. Çünkü aşırılık, insanı hem ruhen hem de bedenen yoran bir durumdur. İslam ise insanı yormayan, aksine hayatı kolaylaştıran bir dindir. Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) de bu konuda ümmetine her zaman kolaylığı tavsiye etmiştir.
Günümüzde insanların en büyük problemlerinden biri de hayatın dengesini kaybetmektir. Yoğun iş temposu, maddi kaygılar ve bitmeyen hedefler insanı sürekli bir koşuşturmanın içine sürüklüyor. Bu koşuşturma içinde insan bazen kendini, bazen de Rabbini unutabiliyor.
Oysa İslam bize her şeyin bir ölçüsü olduğunu öğretir. Çalışmak elbette önemlidir, kazanmak da gereklidir. Ancak insanın sadece dünya için yaşaması, kalbini yorar. Aynı şekilde insanın tamamen dünyadan uzaklaşıp sorumluluklarını ihmal etmesi de doğru değildir. İşte bu noktada İslam, insana orta yolu gösterir.
Namaz bu dengenin en güzel örneklerinden biridir. Günün belirli vakitlerinde kılınan namaz, insanı hayatın yoğunluğundan kısa bir süreliğine de olsa uzaklaştırır ve kalbini dinlendirir. Bu, aslında insanın kendine verdiği en büyük hediyelerden biridir.
İslam’da ibadetler sadece bir görev değil, aynı zamanda birer huzur kaynağıdır. Oruç, sabrı öğretir. Zekât, paylaşmayı ve yardımlaşmayı hatırlatır. Hac ise birlik ve beraberliği simgeler. Bütün bu ibadetler, insanın hem ruhunu hem de toplumla olan bağını güçlendirir.
Bugün modern dünyada insanlar huzuru dışarıda arıyor. Daha fazla para kazanmakta, daha iyi bir hayat kurmakta ya da daha fazla şeye sahip olmakta mutluluğu bulacağını düşünüyor. Ancak çoğu zaman bu arayış insanı daha da yorar.
Çünkü gerçek huzur, insanın iç dünyasında başlar.
İslam, insanın kalbini huzura kavuşturacak bir yol sunar. Bu yol; sabır, şükür, tevazu ve güzel ahlaktan geçer. İnsan sahip olduklarına şükrettiğinde, hayatın zorluklarına sabırla yaklaştığında ve başkalarına karşı merhametli olduğunda iç huzurunu bulabilir.
Bir diğer önemli konu da niyettir. İslam’da yapılan her işin değeri niyetle ölçülür. Aynı işi iki farklı insan yapabilir, ancak niyetleri farklıysa sonuçları da farklı olur. Bu nedenle insanın yaptığı her işi samimiyetle yapması büyük önem taşır.
İslam’ın en güzel yönlerinden biri de insanı zorlamamasıdır. Gücü yetmeyene yük yüklemez, kolaylığı esas alır. Bu yüzden İslam, insanın hayatını zorlaştıran değil, kolaylaştıran bir rehberdir.
Ancak bizler bazen bu dengeyi kendimiz bozabiliyoruz. Ya dini gereğinden fazla zorlaştırıyor ya da tamamen hayatımızdan çıkarıyoruz. Oysa yapılması gereken şey çok basit: Dengeyi korumak.
Bir Müslüman hem çalışır hem ibadet eder. Hem dünyasını güzelleştirir hem ahiretini düşünür. Hem kazanır hem paylaşır. İşte bu denge, insanı hem bu dünyada hem de ahirette huzura ulaştırır.
Belki de bugün kendimize şu soruyu sormamız gerekiyor:
Hayatımızda dengeyi koruyabiliyor muyuz?
Eğer kalbimiz yoruluyorsa, belki de bir şeyleri yanlış yapıyoruzdur. Belki de biraz yavaşlamak, biraz düşünmek ve hayatımızı yeniden gözden geçirmek gerekir.
Unutmamak gerekir ki İslam zor bir yol değildir.
Asıl zor olan, dengeden uzak bir hayat yaşamaktır.
— Mustafa Emin Kaya





YORUMLAR