Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
Sosyal Medya

Meme kanseri taramalarında korku engeli

Uzman Klinik Psikolog Jülide Unutmaz, kötü sonuç korkusuyla kontrollerin ertelenmemesi gerektiğini belirtti.

Uzman Klinik Psikolog Jülide Unutmaz, kötü sonuç korkusuyla kontrollerin ertelenmemesi

Meme kanserinde erken tanı hayat kurtarırken, birçok kadın kötü sonuç alma endişesi nedeniyle rutin kontrollerini erteleyebiliyor. Uzman Klinik Psikolog Jülide Unutmaz, sağlık taramalarından kaçınmanın yalnızca ihmal veya bilgi eksikliğinden kaynaklanmadığını belirterek, “Korkunun tamamen geçmesini beklemeyin. Korksanız da kontrollerinizi ertelemeyin” uyarısında bulundu.

Meme kanserinde erken teşhisin önemi her geçen gün daha fazla vurgulanırken, bazı kadınlar hastalıkla karşılaşma korkusu nedeniyle düzenli sağlık kontrollerini ve taramalarını erteleyebiliyor. Uzmanlar, bu davranışın arkasında yalnızca günlük yaşamın yoğunluğu veya ihmalkârlığın değil, psikolojik faktörlerin de bulunduğuna dikkat çekiyor.

Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Uzman Klinik Psikoloğu Jülide Unutmaz, erken tanının önemini bilen kişilerin bile kötü bir sonuçla karşılaşma düşüncesi nedeniyle yoğun kaygı yaşayabildiğini söyledi.

Unutmaz, “Bazen kişi riskin ve erken tanının öneminin son derece farkında olduğu için de yoğun bir kaygı yaşayabiliyor. ‘Ya kötü bir sonuç çıkarsa?’, ‘Ya hayatım bir anda değişirse?’, ‘Bununla nasıl baş ederim?’ gibi düşünceler, kontrolün kendisini psikolojik açıdan tehdit edici hale getirebiliyor” dedi.

Kontrolleri Ertelemek Geçici Rahatlama Sağlıyor

Sağlık kontrollerinin ertelenmesinde günlük yaşamın yoğunluğu, ailevi sorumluluklar ve zaman yetersizliği gibi nedenlerin etkili olabildiğini belirten Unutmaz, psikolojik kaygıların da önemli bir rol oynadığını ifade etti.

Özellikle herhangi bir şikâyeti bulunmayan kişilerin rutin kontrolleri acil bir ihtiyaç olarak görmeyebildiğini kaydeden Unutmaz, “Buna olumsuz sonuç alma korkusu da eklendiğinde ‘Biraz daha bekleyeyim’ düşüncesi devreye girebiliyor. Ertelemek, çoğu zaman kişiyi kısa vadede rahatlatıyor. Randevu almadığında, tetkik yaptırmadığında veya sonucu öğrenmediğinde kişinin o anki kaygısı azalabiliyor. Ancak bu rahatlama, sorunun ortadan kalktığı anlamına gelmiyor. Yalnızca yüzleşme anını ileriye taşıyor” ifadelerini kullandı.

Kötü Sonuç Alma Korkusu Kaçınmaya Neden Olabiliyor

Korkunun her zaman insanları harekete geçirmediğini, belirli bir seviyeyi aştığında kaçınma davranışını tetikleyebildiğini anlatan Unutmaz, kanser tanısı alma ihtimalinin kişilerde farklı endişelere yol açabildiğini söyledi.

Unutmaz, “Kişi ‘Ya kanser olduğumu öğrenirsem?’ diye düşündüğünde aslında yalnızca bir tanıdan korkmuyor. Zihninden aynı anda tedavi süreci, ameliyat, ailesi, çocukları, işi, bedeni ve geleceğiyle ilgili pek çok düşünce geçebiliyor. Dolayısıyla bazen kaçınılan şey, kontrolün kendisinden çok, sonucunda ortaya çıkabileceği düşünülen bütün bu senaryolar oluyor” dedi.

Kontrollerden kaçınmanın kaygıyı kalıcı olarak azaltmadığını vurgulayan Unutmaz, bu davranışın zamanla alışkanlığa dönüşebileceğini belirtti.

“Bilmeyince Sorun Yok” Düşüncesi Tanıyı Geciktirebilir

Bazı kişilerin sağlık sorunlarıyla yüzleşmemek için test ve taramalardan uzak durduğunu belirten Unutmaz, bunun psikolojik bir savunma davranışı olarak ortaya çıkabildiğini ifade etti.

Unutmaz, “Bilmeyince sorun yok düşüncesinin altında çoğu zaman ‘Bilmiyorsam şu anda bununla yüzleşmek zorunda değilim’ duygusu yatıyor. Sonucu öğrenmek, gerektiğinde bir sonraki adımı atmayı, tedaviye başlamayı ve hayatın bazı alanlarında değişiklik yapmayı gerektirebilir. Kişi kendisini bütün bunlara hazır hissetmediğinde, bilgiden uzak durarak kaygısını kontrol etmeye çalışabilir” diye konuştu.

Korkunun Nedenini Anlamak Önemli

Sağlık kontrollerine ilişkin kaygının nedenlerinin belirlenmesinin korkuyla baş etmeyi kolaylaştırabileceğini söyleyen Unutmaz, kişilerin öncelikle kendilerine neden korktuklarını sormaları gerektiğini ifade etti.

Unutmaz, “Mamografiden mi, ağrıdan mı, kötü bir sonuç almaktan mı, tedaviden mi, yoksa hayatın değişmesi ihtimalinden mi korktuğumuzu anlamaya çalışmalıyız. Çünkü korkuyu somutlaştırdığımızda onunla baş etmek de kolaylaşıyor” dedi.

Kaygının belirli bir düzeyde koruyucu davranışları destekleyebileceğini belirten Unutmaz, yoğun kaygının ise randevuları erteleme, belirtileri önemsememe ve sağlıkla ilgili bilgilendirmeleri görmezden gelme gibi davranışlara neden olabileceğini kaydetti.

“Korkunun Geçmesini Beklemeyin”

Meme kanseri taramalarını yaptırmak için korkunun tamamen ortadan kalkmasını beklemenin doğru bir yaklaşım olmadığını belirten Unutmaz, sürecin küçük adımlarla yönetilebileceğini söyledi.

Unutmaz, “‘Korkum geçince kontrolümü yaptıracağım’ yerine ‘Korkuyor olabilirim ama sağlığım için bu adımı yine de atabilirim’ yaklaşımını benimsemek önemli. Süreci küçük ve yönetilebilir adımlara bölmek faydalı olabilir. Önce doktor randevusunu almak, hangi kontrollerin gerektiğini öğrenmek ve ardından taramayı planlamak gibi. Kişi çok kaygılıysa güvendiği bir yakınının kendisine eşlik etmesini de isteyebilir” ifadelerini kullandı.

İnternette Yapılan Araştırmalar Kaygıyı Artırabilir

Sağlıkla ilgili belirsizliklerin kaygıyı artırabileceğini belirten Unutmaz, güvenilir kaynaklardan bilgi edinmenin önemine dikkat çekti.

İnternette uzun süre hastalık belirtileri ve olumsuz senaryolar hakkında araştırma yapmanın korkuları büyütebileceğini ifade eden Unutmaz, sağlık kontrollerine farklı bir bakış açısıyla yaklaşılması gerektiğini söyledi.

Unutmaz, “Kontrole gitmeyi ‘Acaba bende kanser var mı diye öğrenmeye gidiyorum’ şeklinde düşünmek yerine ‘Sağlığımı korumak için üzerime düşen kontrolü yaptırıyorum’ şeklinde değerlendirmek, odağı korkulan sonuçtan kişinin kontrol edebildiği davranışa taşıyabilir” dedi.

Gerekirse Psikolojik Destek Alınmalı

Sağlık kontrollerini sürekli erteleyen ve yoğun kaygı nedeniyle randevularına gidemeyen kişilerin psikolojik destek alabileceğini belirten Unutmaz, korkunun küçümsenmemesi gerektiğini vurguladı.

Kaygı yaşayan kişilere yalnızca “Korkacak bir şey yok” demenin yeterli olmadığını ifade eden Unutmaz, sözlerini şöyle tamamladı:

“‘Korkmanız anlaşılabilir ama korkunuz sağlığınız için gerekli adımları atmanıza engel olmak zorunda değil’ diyebilmeliyiz. Sağlıkla ilgili kaygılar kişinin kontrollerini sürekli ertelemesine, randevu alamamasına veya aldığı randevuya gidememesine neden oluyorsa psikolojik destek almak da düşünülebilir. Çünkü bazen mesele erken tanının önemini bilmemek değil, bildiği halde korkuyu yönetememektir. Bu nedenle ‘Korkmayın’ demekten çok ‘Korksanız da ertelemeyin’ mesajını önemsiyorum.”

Özgür Malatya’yı Google’da tercih edilen kaynak olarak ekleyin